Interviews

Doğu Akdeniz Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi yayını
Kadın 2000 dergisi için özel bir sayı 

Ahu Antmen ile röportaj

1-Kendinizi feminist olarak nitelendirir misiniz?

Daha önce ki yıllarda bu soru beni hep düşündürürdü, hemen bir cevap veremezdim, kendimi bir şey olarak tanımlarsam onun sorumluluğu ve gerekliliği gibi yaşıyormuyum acaba ? ne kadar dürüstüm bu konu da ?… gibi düşüncelerim olur ve net tanımlardan korkardım hep. Zaman içinde feminizmin tanımını dahi bilmeyecek kadınlardan o kadar feminist yaklaşımlar gördüm ki bunun tanımla değil kadın olarak yaşamak, farkın da olarak yaşamak, direnç göstererek yaşamakla eş değer bir durum olduğunu fark ettim. Bunu fark etmemi sağlayan sanat çevresi içinde ki kadınlar değil çeşitli sosyal çevrelerden tanıdığım, dertleştiğim, sorunlara çözüm aradığım kadınlar oldu. Bunu bana mesleğim sağladı. Ben bir okul da öğretmenlik yapıyorum ve dolayısı ile birbirinden çok farklı kadınlarla tanışma fırsatı buluyorum. Sosyal konum olarak birbirimizden çok farklı yerler de duruyor olsak bile bir çok nokta da kadınlarla uzlaşabiliyor, fikir birliğine varabiliyordum…ne de olsa ortak dert ve problemlere sahiptik yada dünyayı anlama ve öğrenme süreçlerinde benzer aşamalardan geçmiştik, aynı ayıplar, aynı yasaklar, benzer tahakkümler ile birbirimizi çok daha kolay anlar olmuştuk. Bunlara yaşam pratiği içinde direnç gösterirken buldum kendimi ve artık kendimi bir feminist olarak tanımlayabilirim.
Ben küçük bir kız çocuğu iken karanlıkta ışıkları yanan evlere bakıp şu anda acaba kaç kadına tecavüz ediliyordur diye düşünüyordum. Küçük bir kız çocuğu için fazla karanlık ama bir o kadar da gerçek.
Ben kendimi feminist olarak tanımlamadan önce başkaları beni feminist olarak tanımlamaya başlamıştı bile, bu bir sürü kadın için aynı diye düşünüyorum.
Geçen gün derste bir öğrencim bir cümlem üzerine “ hocam siz feminist mi siniz ?” dedi ve hiç düşünmeden ve gururla “evet” dedim, o da bana gülümseyerek “ben de” dedi.

2-Kendinizi feminist bir sanatçı olarak nitelendirir misiniz?
Kadın olmam, sanatçı olamam ve feminist olamam birbirinden ayrılamaz yada benden ayrılamaz.

3-“Kadın sanatçı” nitelemesinden rahatsız oluyor musunuz?
Bir meslekten bahsederken cinsel kimlik eklemek oldukça gereksiz geliyor kulağa. O kişinin cinsel kimliğini belirterek mesleğini söylerken o mesleğe o cinsel kimliğin katkısı nedir acaba? Ve cinsel kimlikleri kadın ve erkek olarak kısıtlamakta ayrıca bir sorun zaten. Fakat kazanımlar açısından bakarsak rahatsız olma halimi erteleyebilim.

4-Üretiminizde cinsiyet kimliğinizin bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Ben bir kadın olarak hayatımı sürdürüyorum, bu toplum da bir kadın olarak var oluyorum, dünyaya kadın olarak bakıyorum ve işlerimi de kendimden yola çıkarak üretiyorum ama kadın olmakla ilgili işler üretiyorum anlamına gelmiyor söylediklerim. “Kadın olmak” ve özellikle “Türkiye’ de kadın” olmak üretimimi elbette etkiliyor. Ben bu toplum da bir kız çocuğu olarak büyürken kadın olmanın bunun bütün kodlarını, şifrelerini toplaya toplaya büyüdüm bütün bunlardan sıyrılıp iş üretmek yerine bu tahakkümle baş etme gücünden güç alıp üretmek benim üretim biçimim haline geldi.

5-Sanatçı kimliğiniz diğer kimliklerinizin önünde midir?
Hepimiz bir sürü kimlikle yaşıyoruz, anne, öğretmen, kadın, sanatçı, sevgili…benim için bu kimliklerin birinin diğerinin önüne geçmemesi, birbirine karışmaması yada birbiri ile hiç temas etmemesi çok mümkün değil. Hiç birini kendimden koparamayacağım gibi birini diğerinin önüne geçirmem de gerekmedi. Sürekli değişen hayatımızın içinde öncelik sırası da değişiyor sanırım ve bu öncelikleri bizim seçebildiğimizi pek düşünmüyorum.

6-Ürettiğiniz yapıtların cinsiyet kimliği bağlamında yorumlanması sizi rahatsız eder mi?
Hayır, üretirken başkalarının ne diyeceği, nasıl yorumlayacağı, ne düşüneceklerini düşünerek üretmezsiniz. Üretim nasıl özgür bir süreçse sonrasında ki yorumlar da kontrol edilemez. İşimi paylaştığım andan itibaren o işle ilişkim değişiyor zaten , o iş benden kopuyor.

7-Sanat ortamlarında (galeriler, sanat piyasası, yayın dünyası, müzeler, sanat tarihi vb.) kadın olmanızdan kaynaklanan herhangi bir ayrımcılık yaşadığınızı düşünüyor musunuz?
Kadınların alanda daha az yer kapladıkları, galerilerin, sanat piyasasının erkekleri tercih ettiği gerçeği çok açık. Ama başka bir durum var ki bütün bu ayrımcılığa rağmen kadınların üretimlerinin güçlü olduğu da çok net. Sanat alanı, kaygılarını, dünyalarını, cesaretlerini izlediğim ve işlerinin gücünü hissettiğim, hayran olduğum, kadınlarla dolu.

 

Gelecek Queer /Future Queer
2015

Agos


Havaya Karışan/That Melts Into Air
2015

Artnivo

Açık Radyo


 

Nehir Altı Nehir/River Under River
2013

Artfulliving

Bir+Bir


Tahrip Koleksiyoncusu/ Collector of Devastations
2010



 


Bahar Temizliği / Spring Cleaning
2006

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir