News

Kayıpta Saklı/Hidden Loss
2016

e-skop


Geceden Karanlık/Darker Than Night
2016

Sanat365

Netde Sanat


Havaya Karışan / That Melts into Air
2015

Kolajart

Evrensel


Nehir Altı Nehir/River Under River
2013

Warhola


Tahrip Koleksiyoncusu/ Collector of Devastations
2010


Bahar Temizliği/Spring Cleaning
2006

Gençsanat Dergisi/ Gençsanat Magazine
Haziran/June  2006


İstanbul 7
2008

Installation

Kayıpta Saklı/Hidden Loss
2016


Geceden Karanlık/Darker Than Night
2016


Havaya Karışan/That Melts Into Air 
2015

 


Belirsizlikleri Göğüsleyebilme Becerisi/Ability To Face The Uncertain
2010

 


Güllük Güllistanlık-2012


Plastik Bebek/Plastic Doll
2009

 

Paintings

 

Geceden Karanlık/Darker Than Night
2016

 
    

   


2015

Havaya Karışan/That Melts Into Air
2015

  
 
          


Alice/Alice
2015


2013

   

Nehir Altı Nehir/River Under River
2013

      

 


Zaman Aşımı/Out Of Time
2012


Tahrip Koleksiyoncusu/Collector Of Devastations
2010

http://www.fulyacetin.com/wp-content/uploads/2017/12/fç22-crop.jpg 
 

Eşyanın Tabiatı/Nature of Contest
2008

     

 


Dünyayı Yesen Doymazsın/Your Eyes Bigger Than Your Stomach
2007

 


Resmi Para Birimi/Legal Tender
2007


2006

         

Bahar Temizliği/Spring Cleaning
2006


      

    

           


 

 

 

Paper-Works

Geceden Sonra/After The Midnight
2017

 
 

     
  


Uykusuzlar Atlası/Atlas of the Slepless
2016



Havaya Karışan/That Melts Into Air
2015

ffff 

   


Stay With Me/Benimle Kal
2014


Nehir Altı Nehir/River Under River
2013

   


Hayvan Gibi/Like An Animal
2012

                                                                                      


Ateşin Düştüğü Yer/Where Fire Has Struck
2011


Tahrip Kolleksiyoncusu/Collector of Devastations
2010

 


Pis Hikaye/Filthy Story
2009


Kasa’da 10 Yıl/10 Years in Case 
2009

     


Eşyanın Tabiatı/Nature of Contest
2008



Bahar Temizliği/Spring Cleaning
2006

Interviews

Doğu Akdeniz Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi yayını
Kadın 2000 dergisi için özel bir sayı 

Ahu Antmen ile röportaj

1-Kendinizi feminist olarak nitelendirir misiniz?

Daha önce ki yıllarda bu soru beni hep düşündürürdü, hemen bir cevap veremezdim, kendimi bir şey olarak tanımlarsam onun sorumluluğu ve gerekliliği gibi yaşıyormuyum acaba ? ne kadar dürüstüm bu konu da ?… gibi düşüncelerim olur ve net tanımlardan korkardım hep. Zaman içinde feminizmin tanımını dahi bilmeyecek kadınlardan o kadar feminist yaklaşımlar gördüm ki bunun tanımla değil kadın olarak yaşamak, farkın da olarak yaşamak, direnç göstererek yaşamakla eş değer bir durum olduğunu fark ettim. Bunu fark etmemi sağlayan sanat çevresi içinde ki kadınlar değil çeşitli sosyal çevrelerden tanıdığım, dertleştiğim, sorunlara çözüm aradığım kadınlar oldu. Bunu bana mesleğim sağladı. Ben bir okul da öğretmenlik yapıyorum ve dolayısı ile birbirinden çok farklı kadınlarla tanışma fırsatı buluyorum. Sosyal konum olarak birbirimizden çok farklı yerler de duruyor olsak bile bir çok nokta da kadınlarla uzlaşabiliyor, fikir birliğine varabiliyordum…ne de olsa ortak dert ve problemlere sahiptik yada dünyayı anlama ve öğrenme süreçlerinde benzer aşamalardan geçmiştik, aynı ayıplar, aynı yasaklar, benzer tahakkümler ile birbirimizi çok daha kolay anlar olmuştuk. Bunlara yaşam pratiği içinde direnç gösterirken buldum kendimi ve artık kendimi bir feminist olarak tanımlayabilirim.
Ben küçük bir kız çocuğu iken karanlıkta ışıkları yanan evlere bakıp şu anda acaba kaç kadına tecavüz ediliyordur diye düşünüyordum. Küçük bir kız çocuğu için fazla karanlık ama bir o kadar da gerçek.
Ben kendimi feminist olarak tanımlamadan önce başkaları beni feminist olarak tanımlamaya başlamıştı bile, bu bir sürü kadın için aynı diye düşünüyorum.
Geçen gün derste bir öğrencim bir cümlem üzerine “ hocam siz feminist mi siniz ?” dedi ve hiç düşünmeden ve gururla “evet” dedim, o da bana gülümseyerek “ben de” dedi.

2-Kendinizi feminist bir sanatçı olarak nitelendirir misiniz?
Kadın olmam, sanatçı olamam ve feminist olamam birbirinden ayrılamaz yada benden ayrılamaz.

3-“Kadın sanatçı” nitelemesinden rahatsız oluyor musunuz?
Bir meslekten bahsederken cinsel kimlik eklemek oldukça gereksiz geliyor kulağa. O kişinin cinsel kimliğini belirterek mesleğini söylerken o mesleğe o cinsel kimliğin katkısı nedir acaba? Ve cinsel kimlikleri kadın ve erkek olarak kısıtlamakta ayrıca bir sorun zaten. Fakat kazanımlar açısından bakarsak rahatsız olma halimi erteleyebilim.

4-Üretiminizde cinsiyet kimliğinizin bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Ben bir kadın olarak hayatımı sürdürüyorum, bu toplum da bir kadın olarak var oluyorum, dünyaya kadın olarak bakıyorum ve işlerimi de kendimden yola çıkarak üretiyorum ama kadın olmakla ilgili işler üretiyorum anlamına gelmiyor söylediklerim. “Kadın olmak” ve özellikle “Türkiye’ de kadın” olmak üretimimi elbette etkiliyor. Ben bu toplum da bir kız çocuğu olarak büyürken kadın olmanın bunun bütün kodlarını, şifrelerini toplaya toplaya büyüdüm bütün bunlardan sıyrılıp iş üretmek yerine bu tahakkümle baş etme gücünden güç alıp üretmek benim üretim biçimim haline geldi.

5-Sanatçı kimliğiniz diğer kimliklerinizin önünde midir?
Hepimiz bir sürü kimlikle yaşıyoruz, anne, öğretmen, kadın, sanatçı, sevgili…benim için bu kimliklerin birinin diğerinin önüne geçmemesi, birbirine karışmaması yada birbiri ile hiç temas etmemesi çok mümkün değil. Hiç birini kendimden koparamayacağım gibi birini diğerinin önüne geçirmem de gerekmedi. Sürekli değişen hayatımızın içinde öncelik sırası da değişiyor sanırım ve bu öncelikleri bizim seçebildiğimizi pek düşünmüyorum.

6-Ürettiğiniz yapıtların cinsiyet kimliği bağlamında yorumlanması sizi rahatsız eder mi?
Hayır, üretirken başkalarının ne diyeceği, nasıl yorumlayacağı, ne düşüneceklerini düşünerek üretmezsiniz. Üretim nasıl özgür bir süreçse sonrasında ki yorumlar da kontrol edilemez. İşimi paylaştığım andan itibaren o işle ilişkim değişiyor zaten , o iş benden kopuyor.

7-Sanat ortamlarında (galeriler, sanat piyasası, yayın dünyası, müzeler, sanat tarihi vb.) kadın olmanızdan kaynaklanan herhangi bir ayrımcılık yaşadığınızı düşünüyor musunuz?
Kadınların alanda daha az yer kapladıkları, galerilerin, sanat piyasasının erkekleri tercih ettiği gerçeği çok açık. Ama başka bir durum var ki bütün bu ayrımcılığa rağmen kadınların üretimlerinin güçlü olduğu da çok net. Sanat alanı, kaygılarını, dünyalarını, cesaretlerini izlediğim ve işlerinin gücünü hissettiğim, hayran olduğum, kadınlarla dolu.

 

Gelecek Queer /Future Queer
2015

Agos


Havaya Karışan/That Melts Into Air
2015

Artnivo

Açık Radyo


 

Nehir Altı Nehir/River Under River
2013

Artfulliving

Bir+Bir


Tahrip Koleksiyoncusu/ Collector of Devastations
2010



 


Bahar Temizliği / Spring Cleaning
2006